200 yıllık gizemi DNA analizi çözdü! Beethoven’ın saç telleri ölümüne yol açan hastalığı aydınlattı

Alman kompozitör Ludwig van Beethoven, 1802 yılında kardeşlerine yazdığı yürek burkan mektupta, sağır olmanın kendisine “bir sürgün hayatı” yaşattığını belirtiyor ve ölümü bile yeğlediğini ifade ediyordu.

Beethoven, bu mektubun yazılmasından sonra 25 yıl daha yaşadı ve en mükemmel eserlerinden bazılarını bu dönemde yarattı. Ancak kardeşlerinden hep aynı şeyi istedi: Yaşadığı işitme kaybının araştırılması ve kamuoyuyla paylaşılması sayesinde “dünya ile arasının kendisinin ölümünden sonra mümkün olduğunca düzeltilmesi”ni.

Beethoven’ın vasiyeti ölümünden 2 asır sonra nihayet yerine getirildi. Kendisiyle birlikte çalışmış kişilerin ve hayranlarının hatıra olarak sakladığı saç tutamlarından elde edilen DNA örnekleri üzerinde yapılan sekanslama çalışmaları, Beethoven’ın sağlık sorunlarının sebeplerini ve hayatının son dönemlerinde yaşadıklarını gün yüzüne çıkardı.

56 YAŞINDAYKEN ÖLDÜ, SEBEBİ 200 YILDIR MERAK KONUSUYDU

27 Mart 1827’de son nefesini veren Beethoven’ın hayatındaki en önemli hastalık, 20’li yaşlarının ortasında başlayan işitme kaybıydı. Buna ek olarak Beethoven zaman zaman yatağa düşmesine neden olan gastrointestinal belirtiler ve sarılık atakları yaşıyordu. Yapılan otopside karaciğerinde siroz, pankreasında iltihap ve dalağında şişme tespit edilmişti.

Medikal biyografi araştırmacıları o günden beri Beethoven’ın 56 gibi genç denebilecek bir yaşta ölmesinin sebeplerini ve yaşadığı karaciğer hastalığının kaynağının ne olduğunu tartışıyordu.

Beethoven’ın ölüm nedeniyle ilgili gerçekler 200 yıldır merak ediliyor. Hayatının son 7 yılında iki kez sarılık atağı geçiren kompozitörün sirozdan öldüğü yönünde yaygın bir kanı var. Araştırmacılar o günden beri Beethoven’ın mektuplarında, günlüklerinde, otopsi dosyalarında, doktorlarının aldığı notlarda, 1863 ve 1888 yıllarında açılan mezarından elde edilen verilerde ipuçları arayarak bulmacayı çözmeye çalışıyor.

Beethoven’ın DNA’sını inceleyen bilim insanları, işitme kaybına dair net bir açıklama elde edebilmiş değil. Ancak araştırmacılar karaciğer hastalığına yatkınlığa neden olan bazı genetik risk faktörleri tespit etti. Dahası Beethoven’ın Hepatit B enfeksiyonu geçirmiş olduğu ve bunun siroza yol açan faktörlerden biri olabileceği de ifade edildi.

Bilim dergisi Current Biology’de dün yayımlanan araştırma, DNA’nın asırlar önce yaşamış kişilerin hayatlarına dair temel soruların cevaplanmasında bile ne kadar önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Ancak hastalıkların çoğu sadece genetik sebeplerden kaynaklanmadığından DNA’dan elde edilebilecek bilgilerin de bir sınırı var.

Kompozitörün genomunun sekanslandığı Almanya’nın Leipzig şehrinde bulunan Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden antik DNA uzmanı Johannes Krause yaptığı yazılı açıklamada, “Öncelikli amacımız Beethoven’ın sağlık sorunlarına ışık tutmaktı. Bunların başında da 20’lerinin ikinci yarısında başlayan zamanla ilerleyen ve 1818 itibarıyla neredeyse tamamen sağır olmasına neden olan işitme kaybı geliyor” dedi.

Stumpf tutamı

‘ZAMANDA YOLCULUK YAPIYORMUŞ GİBİ’

Araştırmayı The Washington Post için değerlendiren tıbbi genetik uzmanı Dr. Robert Green, “Bu makaleye bayıldım. Böylesine çok ünlü bir kişiye bu şekilde odaklanması… Zamanda yolculuk yapıyormuşuz gibi hissettiriyor” dedi.

Green makalenin spesifik soruları cevaplamaktan ziyade bazı ihtimalleri ortadan kaldırdığını, yeni ihtimaller öne sürdüğünü ve birtakım orijinal bulgular elde ettiğini belirtti.

Geçmişteki ünlülerin hayatlarının DNA analizi yoluyla araştırılması günümüzde halen düzene oturmuş bir çaba değil. Çünkü o ünlülerden günümüze ulaşan iyi korunmuş örneklerin sayısı oldukça sınırlı. Üstelik bu tür araştırmalar etik tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Beethoven’ın hayatta olduğu yıllarda da ünlü olması, araştırmacılar için nadir bulunabilecek bir fırsat. Zira Beethoven’ın hayranlarının ve dostlarının hatıra olarak sakladığı saç tutamları önemli birer DNA kaynağı. İngiltere’ye Avrupa’nın çeşitli ülkelerine ve ABD’ye yayılmış bu saçların bir kısmı özel koleksiyonlarda bazıları da müzelerde korunuyor.

BEETHOVEN SAÇI DERKEN KEÇİ KILI ÇIKARSA…

Ancak Beethoven’ın saçı diye bilinen tutamların hepsi maalesef Beethoven’a ait değil. Üstelik bu durumun sorumlusu da Beethoven’ın ta kendisi!

Şöyle ki Beethoven ölmeden bir yıl evvel, bir iş arkadaşının eşi hatıra olarak saklamak için kendisinden bir tutam saç istedi. Beethoven’a hayranlığında gayet samimi olan kadın, bir eşek şakasının kurbanı oldu. Beethoven ve sekreteri, ünlü kompozitörün saçını kesmek yerine, ağıldaki keçilerden birinin sakalından bir tutamı kesip kadına gönderdi. Keçinin kılları doku ve renk olarak Beethoven’ın saçlarına çok benzediğinden kadın bu durumdan hiç şüphelenmedi.

Anton Schindler, 1840’ta yazdığı Beethoven biyografisinde bu olayı aktarıyor ve şu ifadeleri kullanıyordu:

“Kadın, aziz gibi gördüğü Beethoven’dan kendisine kalacak bu hatıraya sahip olduğu için çok sevinmişti. Kılları eşine dostuna gösterip duruyordu. Ancak mutluluğunun zirvesinde olduğu sırada, Beethoven’ın sırrını bilen bir kişi kendisine maruz kaldığı kandırmacayı çıtlatıverdi.”

Beethoven, kadının yaşadığı üzüntüyü ve mahcubiyeti haber alınca bu kez kendi saçından kesilmiş bir tutamı kadına gönderdi. O günden bu yana Halm-Thayer tutamı olarak anılan bu saçlar, DNA araştırmacılarının kullandığı örneklerden birini oluşturdu.

Moscheles tutamı

MEKTUPLARI ONAM SAYILDI

Araştırmanın etik tartışmalara takılmaması da yine Beethoven sayesinde oldu. Belirttiğimiz üzere kardeşlerine yazdığı mektuplarda işitme kaybının araştırılması talebini sık sık yineleyen Beethoven, böylece günümüzde “aydınlatılmış onam” dediğimiz gerekliliği karşılamış oldu.

Krause, “Geçmişte yaşamış bir insandan bir araştırma için alınabilecek bir onam varsa o da budur” ifadelerini kullandı.

Beethoven 1802 yılında kardeşlerine yazdığı mektupta, doktoru Johann Adam Schmidt’in kendisi öldükten sonra hastalığının tespit edip duyurmasını istemişti. Mektup günümüzde Heiligenstadt Vasiyetnamesi olarak biliniyor. Ancak doktoru Beethoven’dan 18 yıl önce hayatını kaybetti. Söz konusu vasiyetname Beethoven öldükten sonra yazı masasının gizli bir gözünde bulundu. Mektupta Beethoven, işitme yetisini kaybeden bir kompozitör olarak hissettiği umutsuzluğu anlatıyor ama çalışmalarının kendisini hayata bağladığını belirtiyor ve ekliyordu: “Bu dünyadan besteleme dürtüsü hissettiğim tüm çalışmaları üretmeden ayrılmak istemiyorum.”

EN ÜNLÜ TUTAMLARDAN BİRİ MEĞER KADIN SAÇIYMIŞ

Araştırmacılar, DNA analizi için sekiz ayrı saç tutamından aldıkları saç teli parçacıkların kullandı. Bunlardan en yenisi Beethoven’ın ölümünden 7 yıl önce kesilmişti. Saçlara hijyenik koşullarda dekontaminasyon işlemleri uygulandı.

Alınan örneklerden beş tanesi, genlerinin yüzde 99’u Avrupa kökenli olan bir erkeğe aitti. Uzmanlar bu saçların Beethoven’a ait olduğuna ikna oldu. En iyi korunmuş saç tutamından elde edilen genom, Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde yaşayan insanlarla oldukça yakın ilişkili görünüyordu.

Beş saç örneğinden birini Beethoven Nisan 1826’da Piyanist Anton Halm’a kendisi hediye etmiş ve “Das sind meine Haare!” (“Bu benim saçım!”) demişti.

Diğer yandan en ünlü Beethoven saçlarından biri olan Hiller tutamının aslında Aşkenaz Yahudisi bir kadına ait olduğu da bu çalışmayla ortaya çıktı. Hiller tutamı üzerinde 20 yıldan fazla zaman önce yapılan bir çalışmada, Beethoven’ın kurşun zehirlenmesi etkisi altında olduğu ve hastalıklarının bir kısmının açıklamasının bu olabileceği öne sürülmüştü.

Viyana’da yaşayan adli patoloji uzmanı Christian Reiter, araştırmacıların beş örneğin Beethoven’dan geldiği konusunda ikna edici veriler ortaya koyduğunu söyledi. Geçmişte Hiller tutamı üzerine çalışmalar da yapmış olan Reiter, yine de sonuçları değerlendirirken tedbirli olunması gerektiğini zira tarihsel örneklerde kontaminasyon riskinin büyük olduğunu belirtti.

Hiller tutamının sahibi olan Ferdinand Hiller isimli gencin Yahudi olduğunu, saçlara Ferdinand’ın annesinin DNA’sının bulaşmış olabileceğini vurgulayan Reiter, “Buna rağmen söz konusu araştırma bu önemli kompozitörün çektiği acıların modern metotlarla araştırılması yönünde önemli bir adım” dedi.

Bonn’da bulunan Beethoven Evi’ndeki saç tutamı

KARACİĞER HASTALIKLARINA GENETİK YATKINLIK BULUNDU

Saç tellerindeki DNA hasar görmüş olduğundan, bilim insanları Beethoven’ın genomunun ancak 3’te 2’sini oluşturabildi. DNA’da tamamen kalıtsal hastalık sebeplerine dair bir şey bulunamadı. Ardından “polijenik risk skorları” kullanan uzmanlar hem genetik temeli hem de çevresel sebepleri olan hastalık risklerini araştırdı.

İşitme kaybı ya da gastrointestinal hastalıklara sebep olacak risk sinyalleri de bulunamadı ancak Beethoven’ın karaciğer hastalıklarına eğilimli olduğu anlaşıldı. Çölyak hastalığı, otoimmün bir bozukluk, laktoz intoleransı ya da irritabl bağırsak sendromu gibi ihtimallerin olmadığı da genetik test yoluyla kesinleştirildi.

Buna ek olarak uzmanlar Hepatit B virüsüne ait genetik işaretçiler de tespit etti. Ancak hastalığı kronik mi yoksa yakın zamanda geçirilmiş bir enfeksiyon mu olduğu belirlenemedi. Bilim insanları, yüksek genetik risklere alkol tüketiminin ve Hepatit B hastalığının eklenmesinin, Beethoven’ın ölümüne neden olduğu düşünülen karaciğer hastalığını açıklayabileceğini belirtti. Beethoven’ın kendisinin ve yakınlarının yazdığı mektuplar günlük alkol tüketimi miktarının oldukça yüksek olduğuna dair ipuçları barındırıyordu.

araştırma ekibinin lideri Tristan Begg, ” Eğer alkol tüketimi uzun süre boyunca yeterince fazlaysa, genetik faktörlerin de etkisi düşünüldüğünde siroz için makul bir açıklama bulmuş olabiliriz. Dürüst olmak gerekirse, elde edebildiğimiz bilgilere minnet duymamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. İngiltere’de bulunan Cambridge Üniversitesi’nde görev yapan Begg, “Karmaşık hastalıkların genetik unsurlarına dair kavrayışımız gelişme gösteriyor ve umarım bu alanlar da yetişebilir” diye konuştu.

Begg, araştırmaların derinleştirilmesiyle özellikle işitme kaybı konusunda daha fazla bilgi edinilebileceğini de belirterek, “Beethoven’ın genomunu araştırmacılara açarak ve başka saç tutamlarıyla kronolojideki boşlukları doldurarak, sağlığı ve geneolojisiyle ilgili cevaplanamamış soruların da yanıt bulabileceğini umuyoruz” dedi.

NESİLLER ÖNCE DOĞAN O ÇOCUK BUGÜN KEŞFEDİLDİ

Yapılan analizde bir de araştırmacıları bile şaşırtan bir sonuç elde edildi. Beethoven’ın Y kromozomunun Belçika’da yaşayan hayattaki akrabalarıyla eşleşmediği ortaya çıktı.

Karşılaştırma yapılan kişilerle Beethoven’ın ortak akrabası 16’ncı yüzyılda yaşamış olan Hendrik van Beethoven’dı. Hendrik ile Ludwig arasında geçen 7 nesilde, aile ağacındaki kadınlardan birinin kimliğinin belirsiz bir erkekten çocuk sahibi olduğu, Beethoven’ın da baba tarafından bu çocuğun genlerini taşıdığı belirlendi.

Araştırmacılardan biri olan Belçika Leuven Katolik Üniversitesi’nden genetik geneoloji uzmanı Maarten Larmuseau, “DNA verilerinin ve arşiv belgelerinin bir araya getirilmesi yoluyla. Ludwig van Beethoven’ın yasal ve biyolojik geneolojisi arasında bir uyumsuzluk tespit ettik” dedi.

Boston Üniversitesi Beethoven Araştırmaları Merkezi Direktörü olan müzikoloji uzmanı Jeremy Yudkin de araştırmayı ilginç bulduğunu belirtti ve Beethoven’ın sağlık durumunu müziğini şekillendirdiği yönünde kanıtlar olduğunu söyledi.

Beethoven’ın 1825 yılında gastrointestinal bir hastalık geçirdikten sonra yazdığı bir eseri örnek gösteren Yudkin, partisyonların üzerinde “İyileşmekte olan birinin ilahi güce duyduğu minnettarlığın kutsal şarkısı” ifadelerinin yazdığını belirtti.

Bununla birlikte Beethoven’ı anlamak için genetik kodundan ve hastalıklarından daha derin yollar olduğunu da sözlerine ekleyen Yudkin, “İçimdeki müzikolog konuşuyor ama her şeyden önemlisi, şişmiş karnı bir yana, ondan geriye yüzlerce aşkın müzik eseri kaldı” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir